Nedir bu sporda doping muhabbeti? Neden ihtiyaç duyuyor sporcu dopinge? Kendine zarar verme pahasına kullanılan doping yöntemlerinin neden kabul edildiğine psikolojik, sosyolojik ve rasyonel açıdan bir bakalım.

sporda-doping-gerçeği

Sporda doping;  sporcu ya da oyuncuların yarışma sırasında veya oyuna hazırlanırken spor ahlakına yakışmayacak şekilde performanslarını yapay olarak arttıracak ve sporcunun fiziksel ve psikolojik sağlığına zarar verecek madde veya başka olası yöntemlerin kullanılmasıdır.

 

Doping spor etiği açısından en büyük problemlerden bir tanesi. Bu sorun global bir sorun ve ne yazık ki Türkiye başı çeken ülkeler arasında.

IAAF (Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği) yasaklı sporcular listesine göre yasaklı maddeler yüzünden ceza alan Türk sporcu sayısı 47 olarak belirlendi. Bu sadece atletizm branşı. 53 sporcuyla Rusya’nın yasaklı sporcular listesinde birinci, 50 sporcuyla Hindistan’ın ise ikinci sırada olduğunu görüyoruz. Biz üçüncüyüz. Spor ile ilgili ilk üç gördüğümüz az sayıda alanlardan biri doping. Son dönemde Elvan Abeylegesse, Süreyya Ayhan, Eşref Apak, Nevin Yanıt, Binnaz Uslu, Karin Melis Mey, Aslı Çakır Alptekin, Gamze Bulut gibi sporcularımızın dünya şampiyonası ve olimpiyat madalyaları ve dereceleri doping nedeni ile iptal edildi. Çok yazık.

Dopingle top yekün mücadele yerine hala doping testlerinden kaçabilecek  laboratuvar çalışmalarına yoğunlaşmak gerektiğini düşünen yönetici-antrenör sayısı az değil. Bu daha da yazık. Niçin böyle düşündüklerine yazımın devamında değineceğim.

 

Bir sporcunun doping yapması için tıbbi-kimyasal bir çok yöntem mevcut. En çok kullanılan birkaç yöntem:

 

Eritropoietin (EPO): Böbrek hastalarında kansızlık tedavisi için geliştirilmiş bir ilaç. 1980’li yılların sonundan itibaren kullanılmaya başladı. 1998 Fransa Bisiklet Turu’ndan sonra daha çok gündeme geldi. Vücuda enjekte edilen bu ilaç sayesinde alyuvarlar daha fazla oksijen taşımaya başlıyor. Böylece kişi daha dayanıklı hale geliyor. Fakat tehlikeli bir ilaç. Kalp krizine, felce neden olabiliyor. Spor dünyasında bu ilacın kullanılmasına bağlı ölümler görüldü.

Kan Dopingi: İki çeşidi var. Otolog kan dopinginde sporcunun kendi kanı, soğutulup veya dondurulup tekrar vücuda aktarılıyor. Homolog kan dopinginde ise aynı kan grubundan başka bir kişiden alınan kan enjekte ediliyor. Kırmızı kan hücreleri kaslara oksijen taşıyor. Bu hücrelerin sayısının artması sporcunun performansını iyileştiriyor.

 

Anabolik Steroidler: Vücutta testosteron (temel erkeklik hormonları) etkileri gösteren ilaçlardır. Steroidler en çok kaslarda etkilidir. Kaslara güç verip, uzunluk ve genişliklerini artırır. Anabolik Stereoid kullanan sporcular, sakatlık sonrası iyileşme sürecinin kısaldığını iddia ediyor. Bu ilaç, kullananları saldırganlaştırabiliyor. Yüksek tansiyona neden olup karaciğer sorunu, erkeklerde iktidarsızlık, böbrek yetmezliği ve kalp sorunlarına neden olabiliyor.

 

İnsan Büyüme Hormonu: Somatotropin veya somatotropik hormon olarak da biliniyor. Doğal olarak vücut tarafından da üretilen bu hormon, karaciğer ve diğer dokuları uyarıyor. Kas ve organ büyümesini sağlıyor. Bu sayede sportif performans artıyor. Diyabete, kalp hastalıklarına, kas, eklem ve kemik ağrısına, yüksek kan basıncına, anormal organ büyümesine neden olabiliyor. Erken ölen sporcuların geçmişinde bu hormanların kullanımı görülmekte.

 

Gen Dopingi : Gen tedavisi, kas yaralanmaları, bağ ve tendon kopmaları, menisküs yaralanmaları vb. gibi durumlarda, tedavi amacıyla kullanılabilmektedir. İnsanlardan hücre alıp, doku kültürlerinde çoğaltarak geri vermek şeklinde yapılmaktadır. Herhangi bir sakatlık söz konusu olmadığında uygulandığında kas boyutları ve kuvvetinde artış, kan akımının artışı gibi sonuçları oluyor. Ve doping kapsamında değerlendiriliyor. Yani izleyeceğiniz yüzücünün, koşucunun genetik laboratuvarlarda yetiştirilmiş bir mutant, bir yarı robot olma ihtimaline doğru evriliyor bu doping tipi.

 

Diüretikler: İdrar söktürücü olarak da bilinen diüretikler maske görevi görüyor. Yasaklı maddelerin vücutta görünmemesine neden oluyor. Bu ilaçlar, sporcuların düşük ağırlık kategorilerinde yarışabilmeleri için kilo kaybetmelerini de sağlıyor.

 

DOPİNG İHTİYACI NEREDEN ÇIKTI?

  Amerika’da gelecek vaat eden olimpiyatçılar ile yapılan bir araştırma da ilginç sonuçlar ortaya koymaktadır. Araştırmada sporculara verilen senaryoya bağlı olarak performans artırıcı yasaklı maddeleri kullanıp kullanmayacağı sorulmuştur. “Sonraki 5 yıl içerisinde girdiğiniz bütün yarışları kazanacaksınız ancak sonrasında yan etkilerden dolayı öleceksiniz.” şeklindeki bir senaryoda sporcuların %50’si bu maddeleri kullanabileceğini söylemiştir. Sonuçlar “ne pahasına olursa olsun kazanma” tutumunun sporcu bireyler üzerindeki güçlü etkisini onaylar niteliktedir.

 

sporda-dopingin-zararları  Elit seviyede performans gösteren sporcular rekabetin ne demek olduğunu çok iyi bilirler. Bu rekabetçi tutum bazen evrensel spor ahlakı olmayan sporcular için ‘zafere giden her yol mübahtır’ bakış açısını doğurabiliyor. Bu rekabet içerisinde başarı sağlayan ve başarısını koruyabilen sporcular çok iyi para kazanmalarının yanı sıra basın organları ve sosyal medyanın da etkisi ile müthiş bir popülerlik kazanıyorlar. Basın tarafından idealize edilen milyon dolarlık,  ‘mutlu’, karizmatik, popüler yaşam tipine ulaşmak için fizyolojik ve psikolojik zarar vereceğini bilmelerine rağmen doping yöntemlerine başvuruyorlar. 

Doping kullanan atletlerde genel kanı şudur ki doping yüzdesel olarak çok yüksek sayıda sporcunun zaten kullandığı, kullanmayanın bu rekabette ayakta kalamayacağı bir yöntem. Doping kullanan bir kısım sporcuya göre bu rasyonel bir bakış açısı. Bence faydacı ve etik dışı bir sürü psikolojisi.

   Tabi ki dünya dopingle mücadele ajansının her sene revize ettiği dopingli madde ve yöntemler listesinden bir haber olup, kullandığı yiyecek, içecek, ilaçların içeriğini bilmediği için bilgisizliğinden doping testi pozitif çıkan atlet yok mu? Sayıları çok az olsa da, var. Ama mesleği profesyonel sporculuk olan birinin bu cehaletini yanlışlıkla olmuş şeklinde geçiştirmek de doğru olmayacaktır.

 

    Oysa ki herhangi bir doping yöntemi fırsat eşitliğini ortadan kaldıran organize bir hırsızlık hareketidir. Adil oyun(fairplay) dahilinde ülkeler, spor bakanlıkları, kulüpler, basın, sporcular el ele vererek dopingle mücadele etmelidirler. Tam da burada güvenilir ve global bir anti-doping kurumu ortaya çıkıyor.

 

WADA NEDİR?

wada

   Dünya dopingle mücadele ajansıdır. Uluslararası Olimpiyat Komitesi liderliğinde hükümetler, uluslararası federasyonlar, ulusal olimpiyat komiteleri ve sporcuların desteği ile kurulmuş bağımsız bir kurum. Uluslararası dopingle mücadele kurallarını hazırlarlar.

 

DOPİNG KONTROL NASIL YAPILIR?

Sporcu Biyolojik pasaportu: Sporcuların vücutlarındaki kimyasal değişimlerin düzenli olarak kaydedildiği elektronik belge. 

   Sporcular belirli aralıklarla bu pasaporta kaydedilmek üzere kan ve idrar örnekleri gönderirler. Bunun yanı sıra müsabaka sonrasında 1 saat içinde derece yapan sporcular ve kura ile seçilen belli sayıda sporcunun kan ve idrar numuneleri alınır. Bu örneklerin kaydını yapan görevlilerin tamamı WADA’ nın lisanslı görevlileridir. Türkiye’ deki tek lisanslı doping laboratuvarı Hacettepe Üniversitesi Türkiye Doping Kontrol Merkezi’ dir.

 

 

Bireysel açıdan sporcunun niçin doping gibi ahlaksız ve karanlık bir yöntemi seçtiğine yukarıda değindik fakat kitlesel-sistematik açıdan tercih edilen hatta bazen sporcunun mağdur olduğu durumlara bakalım.

 

ÜLKE PROPAGANDASI VE SPOR DOPİNGİ İLİŞKİSİ

rusyada-doping

    Olimpiyatlar, dünya şampiyonları bir nevi ülkelerin barışçıl propaganda savaşları haline gelmiş durumda. Başarılı sporcu, madalya alan her bir atlet ya da takım, küreselleşen spor endüstrisinde tüten bir baca anlamına geliyor. Hem de ülkeler bu sporcular üzerinden propaganda, halkla ilişkiler faaliyetlerini ve reklam faaliyetlerini yürütüyorlar. Başarı ve madalya sıralaması bu yüzden hükümetler ve yöneten zümre adına çok önemli. E tabi siyaset işin içine girerse ne olur? Rusya örneği olur. Birazdan değineceğiz.

   Wada (wada da ne ki? Kredi kartı reklamı mı derseniz suya yazı yazdığımı hissederim, hoş olmaz J)  tam performans ile çalışsa ve dünyanın dört bir yanında dopingi önlemeye çalışsa bile yaşanan örneklerden anlaşıldı ki insan denilen yaratık eğer mesleki etikten bir haber ise bu çabalar nafile olabiliyor. Bunu Rusya sistematik doping skandalı üzerinden inceleyelim.

     Rusya 2014 kış olimpiyatlarına ev sahipliği yapma hakkı kazandığında Putin bu organizasyonu kendi evinde bir gövde gösterisine dönüştürmek için spor bakanına emir verdi: Maksimum madalya sayısı. 2010 yılında madalya sıralamasında 3 altın, 5 gümüş, 7 bronz madalya sahibi Rusya’ nın madalya sıralamasında liderlik için tek şansı vardı ‘DOPİNG’. 2014 Soçi kış oyunlarında Rusya 13 altın, 11 gümüş, 9 bronz madalya ile 1. Sırada yer aldı. Tebrikler RUSYA!!! Tabi ki tebrik etmiyoruz inceleme aşamasında iptal edilecek madalyalar söz konusu. Bunun yanı sıra Rio olimpiyatlarında 110 Rus sporcu doping sebebi ile yarışamadı.

   Rusya Anti-Doping Ajansı (RUSADA) çalışanı Vitaliy Stepanov’un açıklamaları Rusya’da açığa çıkan doping olaylarının aslında devlet destekli yürütülen bir örtbas operasyonunun çok küçük bir parçası olduğu ve sporcuların bireysel değil bir sistem dahilinde hareket ettiklerini ortaya koyuyordu. Sporcular aynı zamanda büyük miktarlarda paralar ödemek zorunda bırakılıyorlardı bu işlemler için.

   

    Bir başka organize doping skandalının merkezinde olan sporcumuz Aslı Çakır Alptekin. Bu skandalda dönemim  IAAF Başkanı Lamine Diack doping merkezlerindeki görevliler ile anlaşarak biyolojik pasaportlarında sorun görünen yani doping kullanma ihtimali yüksek sporcuları cezalandırmak yerine bunu gizleyerek sporcudan rüşvet alarak bunu basına dolayısı ile kamuya yansımayacağı garantisi veriyor. Yıllarca bu şekilde başkan ve oğlu iğrenç sistemlerini yürütüyorlar. Oğul Diack ve Alptekin ömür boyu men cezası aldılar. Ders olsun.

   Son dönemde yeni bir soruşturma da söz konusu. Alman televizyon kanalı ARD’de yayınlanan bir belgeseldeki o dönem Çin’in olimpik milli takımında doktorluk yapan Xue Yinxian, 1980 ve 1990’lı yıllarda futbol, atletizm, yüzme, voleybol, basketbol, masa tenisi, atlama, cimnastik ve halter branşlarında olmak üzere ülkedeki 10 binden fazla sporcunun yasaklı madde kullandığını iddia etmişti. WADA bu iddia üzerine şuan Çin’ de kapsamlı bir soruşturma yürütüyor. Yine birçok branşta İngiliz yüzlerce sporcunun doping kullandığı, direk işin içinde olan doktor tarafından iddia edilmişti. Arkası gelmedi. Sanırım İngiliz aristokrasisi ya da sermayesi buna engel oldu.

   Alman kanalı ARD’ nin belgeseline ulaşmak mümkün, fakat altyazı sorunu mevcut.Türkçe çeviri yapılmamış. Tavsiyem müthiş bir belgesel olan ICARUS adlı belgeseli izlemeniz. Rusya’ nın sistematik doping olayını tam anlamıyla açıklığa kavuşturan bir eser olmuş. Icarus’ un tanıtım filmini aşağıda paylaştım.

                               

 

SONUÇ : Doping kötüdürJ

     Rusya aforoz edilmiş olsa da, doping konusunda hiçbir ülkenin yüzde yüz temiz olduğunu düşünmüyorum. Kendi ülkemizde performans sporu için spor politikası  ‘Temiz-dopingsiz-bilimsel-özgür spor’ olmalı.

  

                                                                                          

  Ali DAĞDEVİRENTÜRK

Çankaya Eskrim Spor Kulübü Antrenörü

  Özel Denge Eğitim Bilsan Anadolu Lisesi

 Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

TemizleGönder